Bağdat Caddesi No:293 A Blok D:5 34728
Kadıköy-İstanbul

Serhat Filiz

Işıkları Kapatma Anne

Yazar: Serhat Filiz
Yayınevi: Dark İstanbul Yayınları
Sayfa Sayısı: 304
Ebat: 13,5 x 21
Kâğıt: Enso Kitap Kâğıdı
İlk Baskı Yılı: 2021
Baskı Sayısı: 1. Basım
Dil: Türkçe
ISBN: 978-625-44301-1-4

 

Hiç inanmamıştınız onlara. Oysa biliyorlardı, görüyorlardı, hissediyorlardı.

Şimdiki korkularınız gerçek değil. Sadece kaybetme korkusu var sizi sarıp sarmalayan. Olsa olsa belki yükseklik korkusu, dayak yeme korkusu, azar işitme korkusundan ibaretsiniz. Aslolan korku, çocukluktakilerdi emin olun. Anlatamadılar, inandıramadılar, gösteremediler. Çünkü onlar hayal güçleriyle yarattıkları canavarlardan bahsediyorlardı sizlere. Hiçbir zaman anlayamadınız o canavarların aslında sizler olduğunuzu. Aslında sistemin vahşi kurallarının, her birinizi birer canavar yaptığını. An geldi, anlamlandıramadıklarınız için psikologlarınız sizi çocukluğunuza döndürmeye çalıştı. Döndüğünüzde şunu hatırlar gibi oldunuz:

“Çocuk yaşlarınızda, gerçeklik bir tokat gibi yüzünüze vurduğunda sığınacağınız yer hayal gücünüzdü.”

Bu kitaptaki öyküler yukarıda anlattıklarımdan bahsetmiyor. Göremediklerinizi görenlerden bahsediyor. Yaşayıp da unutmak istediklerinizden. Yok saydıklarınızdan, bastırdıklarınızdan, olmasını istemediklerinizden, olduğu halde görmezden geldiklerinizden, kaçtıklarınızdan, kaçırdıklarınızdan, sakladıklarınızdan, saklandıklarınızdan bahsediyor. Onlara inanmazken çocukların hayal dünyasını sarmalayanların gerçek olma ihtimalini hiç düşündünüz mü?

Ya dolapta gerçekten canavar varsa?

İlham Kaynağı: Serhat Filiz/Işıkları Kapatma Anne/Öykü Kitabı

Benim yazdıklarım, hepimizin belleğinin bir kıyısında duran, çoktan unuttuğumuzu sandığımız, ama günün birinde bir koku, bir görsel veya bir tat ile zincirlerinden boşanıp bizi neredeyse fiziksel olarak sarsarak bilinç üstüne fırlayan eski anılar, kötü hatıralar, nahoş olaylar. Bunların tetiklenmesini sağlayan şeyler ise hayatın içinde… Sokakta, evimizde, gece yarısı oda soğurken, soğuyan mobilyalardan gelen seslerde…

Öykülerimden birini, Sulukule adıyla bilinen Karagümrük’te sokakta yazıverdim. Mahalle o kadar ağır bir kömür kokusu içindeydi ki bu kokuyu elinizle tutabilirdiniz. Hava da oldukça soğuk… Mavi veya yeşil boyalı tek katlı, yıkılacakmış gibi duran evlerin birinde temizlik yapılıyor. Üç, dört yaşlarında küçük bir çocuk. Annesi içeride, elinde hortumla evi yıkıyor, baba da süpürge ile suları dışarı atmaya çalışıyor. Çocuk, hava soğuk diye kat kat giydirilmiş. Üstü o kadar kalın ki, çocuk kendisini yasladıkları duvarda, cansız bir manken gibi bakınıyor. Kıpır kıpır siyah gözleri olmasa, mağazalardan birinden araklanmış çocuk manken sanılacak. Ben usulca önünden geçerken bir an göz göze geliyoruz, gülümsüyorum çocuğa.  Beni görüyor, ama gülümsemiyor. O kara gözlerinin içindeki yalnızlık ve şu anda tarif edemediğim bir karanlık var. Artık siz buna umutsuzluk mu dersiniz, mutsuzluk mu, bilemedim. Mahalleden çıkıp Vatan Caddesi’ne indiğimde, ara sokaklardan birinde bulduğum kahvede “Yalın” adlı öykümü yazdım.