TUMMY | Beste Özdemir - Dark İstanbul
TUMMY | Beste Özdemir

“Görüyor musun, şu tepede hiç kimsenin ayak basmadığı tertemiz karlar var…”

“Evet. Ama bence burası oradan daha güzel.”

“Hayır korkundan öyle söylüyorsun.”

“Neden korkuyormuşum?”

“Uzun zamandır oraya gitmek istediğimi biliyorsun. Sana da benimle gelmeni teklif edeceğim diye korkuyorsun. Merak etme bu yolculuğun tek kişilik olduğunu anladım. Hiçbiriniz benimle o tepeye tırmanacak kadar cesur değilsiniz.”

“Yanılıyorsun. Biz halimizden memnunuz. Burada herkesin yaşamını sürdürecek kadar kar var. Cesuruz ancak aptal değiliz. Yolda türlü türlü belalarla karşılaşabilirsin. Artık bununla ilgili konuşmak istemiyorum. Buradaki herkes seni onlarca kez uyardı.”

“Peki, hoşça kal.”

“Gidiyorsun yani?”

Tummy, arkadaşına cevap vermeden usulca yuvarlanarak oradan uzaklaştı. Özgür hissetmesi gerekiyordu. Kendi yolunda, kendisiyle baş başa kalmıştı artık. Ama geride bıraktığı arkadaşları ve ailesinin söyledikleri yüzünden bir türlü yolun keyfini çıkaramıyordu. Yol boyu hem patır kütür yuvarlanıyor hem de kendi kendine mırıldanıyordu. “Neymiş, neymiş; ben yeterince büyük ve güzel bir kartopuymuşum. Benden daha kötüleri de varmış. Uzaklarda ne bulacağımı sanıyormuşum. Oradaki karlar başkasınınmış da bizim onların karlarını çalmaya hakkımız yokmuş.” Kar bitti sanki memlekette!

Öfkesini bir türlü savuşturamayan Tummy bir süre hızlı hızlı yuvarlanarak patikaları, küçük tepeleri aştı. Küçük tepeleri tırmanırken hala kendini tüm gücüyle yukarı doğru ittirmesi gerekiyordu. Kimi zaman tırmanmaya gücü yetmiyor ve geri yuvarlanıyordu. Böyle zamanlarda kendini iyice geriye bırakıp son sürat tepeye kadar hızla ileri fırlıyordu.Tam küçük bir tepeyi daha aşmış ve aşağı doğru hızla kendini bırakmıştı ki aşağıda bir çamur birikintisi gördü. Kendisini durdurması artık mümkün değildi. Hızla birikintiye doğru yuvarlanıyordu. Etrafından süratle geçip giden yırtıcı kuşların onun yardımına yetişmelerini umarak imdat çığlıkları attı.  Ama kimse onu duymuyordu. Tepenin alt kısımlarındaki bir tümsek onun hayatını kurtardı. Tümsek sayesinde ivme kazanıp dümdüz çamurun tam ortasına saplanmaktan kurtulsa da birikintinin kenarına düştü ve oradan çıkmaya çalışırken her yeri çamur içinde kaldı. Hayatında ilk kez üstü başı pislik içindeydi. Büyük bir hızla yuvarlanıyordu ama kirlilik hissinden bir türlü kurtulamıyordu. Yol boyu ağladı. Yardım istemek bile gelmiyordu içinden. Hem artık ona kim, nasıl yardım edebilirdi?

Arkasında bıraktıklarının yükünü sırtında taşıyan her yolcu, yola devam etse de geri dönmek için bir kapıyı daima aralık bırakır. Fakat Tummy artık kendisini o kadar pis ve suçlu hissediyordu ki bu halde oraya geri dönmeyi aklının ucundan geçirdiği an büyük bir utanç duyup hemencecik vazgeçiyordu. Sonra hemen gözünü o uzakta gördüğü görkemli tepeye dikti ve gücünü toplayıp yola devam etti. Kimi zaman gözlerini kapatıp kendini öylece boşlukta süzülüyormuş gibi hayal ediyordu, kimi zaman sadece gökyüzüne bakıyordu ve uçuyormuşçasına özgür hissediyordu. Hem yolda giderek büyüyordu. Üzerini saran tertemiz karlar, etrafına yapışmış çamurların üstünü örtüyordu. İlerledikçe, temiz karlara karıştıkça içi ferahlıyordu. Bir süre bu savruluşun keyfini çıkardı.

Tummy büyüdükçe büyüdü. Bembeyaz, görkemli bir kartopuna dönüştü. İçinde yayılmış çamuru artık ondan başka kimseler bilemezdi. Eskisinden çok daha güçlüydü. Gücüne o kadar güvenmişti ki artık önceden yaptığı gibi temkinli inip çıkmıyordu tepelerden. Büyük bir özgüvenle savuruyordu kendini. Kuvvetle esen soğuk sert rüzgâr, onun gücüne daha da güç katıyordu. Yolda hızla yuvarlanırken ezip geçtiği güzelim kardelenleri, kar tavşanlarını ezip geçtiğini fark etmiyordu bile.

Gözlerini kapatmış iştahla yuvarlanırken az ilerisinde duran kocaman bir çam ağacına şiddetle çarptı. Üzerinden büyüklü küçüklü parçalar koptu, dört bir yana savruldu ve ağacın dibine çakılıp kaldı. Kendisini kurtarmaya çalıştığı her sefer, çam ağacının gövdesine çarpıyordu. Ağacın dikenleri üzerine düşüp canını daha çok yakıyordu. Artık her yanı dikenlerle ve ağaç kabuklarıyla kaplıydı. Yusyuvarlak, pürüzsüz ve bembeyaz değildi. Biçimsiz, dikenlerle kaplı, çamur içinde ve kirliydi.

Uzun bir süre debelendikten sonra kendisini oradan da kurtarmayı başardı. Can havliyle kendisini ittirmeye devam etti. Eskisi gibi yusyuvarlak, tertemiz bir kartopu olmak için var gücüyle kimselerin daha önce ayak basmadığı karların içinde yuvarlanmaya çalışıyordu. Fakat çok zaman geçmeden bunun hiçbir zaman mümkün olamayacağını anladı. Uzaklarda beliren karlı tepesine son bir kez uzun uzun baktı. Onu artık o tepeye ulaşmak bile kurtaramazdı. Bir uçurumun kıyısına yaklaştı ve kendisini dibini göremediği derin bir boşluğa bıraktı.

Beste Özdemir

Yorum (3)


Hikayesevenkiz
Hikayesevenkiz
24 Ağustos 2022

Soluksuz okudum… çok güzel bir hikaye. Umarım devamı gelir.

Rojin Karaman
Rojin Karaman
24 Ağustos 2022

Ele alınış tarzı ve içerik çok güzel. Daha güzellerini hevesle bekliyorum…

öyküavcısı
öyküavcısı
25 Ağustos 2022

süper bir hikaye, yazarın üslubu ve hikayeyi ele alış şekli çok hoşuma gitti. umarım daha fazlasını da görebiliriz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. zorunlu alanlar işaretlendi *