Korku Evi Dosyası, Çağrı Atılgan İle Röportaj | Nedim Suri - Dark İstanbul
Korku Evi Dosyası, Çağrı Atılgan İle Röportaj | Nedim Suri

KORKU EVİ HAKKINDA

Ülkemizde zaman zaman büyük küçük felaketler yaşandı/yaşanıyor. İnsanın doğasında zaten var olan “birlikte hareket etme refleksi” tam da bu zamanlarda ortaya çıkıyor. Felaketler olmasa bile çocukluk anılarımızı şöyle bir karıştırdığımızda, aklımıza kim bilir neler gelecektir. Yaşanan herhangi bir zorluk anında çocukken, nasıl da birbirimize yardım ederek zorluğu yenmeye çalıştığımızı hatırlayalım.

Özellikle büyük depremin yarattığı felaketin önce büyük bir dağılmaya sebep olduğunu, ardından ise umulmadık insanların canları pahasına tanımadıkları başka insanlara yardım için koşuşturduğunu, kim bilir kaç kişinin birilerinin canını kurtarmak için -bazen kendini tehlikeye atarak- çabaladığını gördük.

“Birlikte hareket etme refleksi” elbette sadece zorluk anlarında değil, ortak hedefe ulaşmak için de gereklidir. Sosyal hayatta, sporda, iş hayatında bu refleks, kontrollü bir şekilde kullanılmaktadır. 

Diğer canlı varlıklardan farklı olarak insan, topluluk halinde yaşayabilen varlıktır. Topluluk halinde yaşamak, bir “sürü” olarak yaşamak anlamında düşünülmemelidir. Tam tersine toplumsal mutabakat, dayanışma, yardımlaşma, görev bölümü ve aslında “birlikte hareket etme refleksi” anlamında düşünülmelidir.

Bu açıklamayı neden yaptığımı merak ettiğinizi biliyorum. Dark İstanbul’un bu sayısında sizlere Korku Evleri hakkında mini bir dosya oluşturdum. Herkesçe bilinen “bu bir eğlencedir” düşüncesine katılmakla birlikte, aslında Korku Evi deneyiminin hem toplumsal gelişime hem de bireysel gelişime katkı sağladığını işaret etmek istiyorum. Bunun için birçok makale, araştırma yazıları okuyup, bireysel olarak insana nasıl bir fayda sağladığını öğrenmeye çalıştım. Çıkardığım sonuç özetle şu şekildedir:

Korku Evi oyunundaki katılımcıların amacı, belli sürede büyülü/gizemli bir evde sıkışıp kalmak, ipuçları toplamaya çalışmak ve evden bir an önce kaçmaktır. Bu durum sinir sistemini uyarır. Kişinin zihni bunun bir oyun ve kurgu olduğunu bilir. Ancak kaygı seviyesi yüksek olan veya kaygı bozukluğu ve panik yaşamaya yatkınlığı olan kişiler için bu ortam, sinir sistemi açısından tetikleyici olabilir. Heyecan ve korku, oyun içerisinde ortaya çıksa da otomatik algıda bir panik durumu olarak yorumlanabilir ve bastırılan kaygıyı ortaya çıkarabilir. Bütün mesele, her şeyin kontrol altında tutulabilmesidir. Korku Evi yöneticilerinin sorumluluğu bu noktada kritik önem taşımaktadır. Oyun olarak başlayan organizasyonun kabusa dönüşmemesi için titizlikle her türlü önlemin alınması gerekir. 

İyi organize edilmiş bir Korku Evi oyununun yararları şu şekilde sıralanabilir:

Fiziksel yönden baktığımızda, sinir sisteminin uyarılması sonucu ortaya çıkan korku hali, akyuvarların aktif hale gelmesine sebep olduğundan, vücudun mikroplarla mücadele etmesine katkı sağlamaktadır. Vücudun adrenalin salgılanması nedeniyle metabolizma da aktif hale gelir.

Ruhsal yönden ve zihinsel yönden baktığımızda, kişide kontrol duygusunun gelişmesi, yanındakilere güven duygusunun gelişmesi sağlandığı gibi, kişinin korkularıyla yüzleşmesine olanak tanır.

Sonuç olarak:

Korku Evi oyunları, özel sağlık sorunları olmayan bireyler için hem fiziksel olarak hem de zihinsel olarak bir gelişim aktivitesi olmasının yanı sıra, sosyal gelişme, toplumsal uzlaşma için de yararlı bir deney olarak görülebilir. 

Bu sayımızda, İstanbul Kadıköy’de faaliyet gösteren Karanlık Köşk isimli Korku Evi’ne yaptığımız ziyaret ve organizasyonun sahibi Çağrı Atılgan’la röportajımıza yer verdik.

 

KARANLIK KÖŞK / Çağrı Atılgan

Nedim Suri: Korku hikayelerini seçerken nelere dikkat ediyorsunuz?

Çağrı Atılgan: Evimizin hikâyesini oluştururken, gerçek dışı olabilecek her şeyden uzak durduk çünkü hikâyenin oyuncuyu bütünüyle içine alıp, dış dünyadan koparmasını ve sürükleyici olmasını önemsiyoruz. Zira gerçekçi olmayan bir oyun, oyuncuların motivasyonunu olumsuz yönde etkiler. İnandırıcı olmayınca ne zevk alabilirler ne de istenilen tepkileri verebilirler. Oysa bizim oyunlarımıza dahil olan ekipler, hakikaten de hikâyenin bir parçası haline geldiklerini düşünerek, zamanlarının nasıl geçtiğini fark edemiyorlar. 

Nedim Suri: Korku Evi içinde kullandığınız objeler, yaratıklar, dekorlar tamamen özel tasarım mı yoksa bazı marka karakterlere ve ortamlara yer veriyor musunuz?

Çağrı Atılgan: Tasarımlar tamamen bize ait. Çünkü evin içindeki her şey özgün olsun istedik. Kostümlerimiz, dekorlarımız, maskelerimiz, aksesuarlarımız işinin ehli profesyonel sanatçılar tarafından bize özgü tasarlanmaktadır. Klişelerden uzak, sadece vaat ettiğimiz hikâyeye odaklı tasarımlardır bunların hepsi. Sırf bu yüzden oyun alanlarımızın gerçekte var olan bir köşk olduğu sanrısına kapılıyor oyuncular.

Nedim Suri: Korku evine girenlerin bir ekip olarak mücadelesi kişisel gelişime katkı sağlıyor mu?

Çağrı Atılgan: ‘Stres anında durum yönetimi’ konusunda insanlara katkıda bulunduğumuzu düşünüyoruz. Korkularını birlikte yenmeye çalışıyoruz. Tabii ki sosyal hayatlarının bir çeşit yansımasına da şahit oluyoruz.  Fakat bazen ekip içerisinde özellikle çiftler arasında gerginlikler yaşanabiliyor. Aslında erkeklerin daha korkak olduğunu ve kızların arkasına saklandıklarını görüyoruz. Oyunumuzun içinde dokuz adet oda mevcut. Her odada bir veya birden fazla dikkatle odaklanmayı gerektirecek şifreler var. Aynı zamanda odağınızı dağıtacak gergin bir ortam ve korku karakterleri mevcut. Yani stres ve baskı altındayken yapmanız gereken işe odaklanma yetinizi ölçmek için bire bir. Ve en güzeli de oyuncuların bir ekip olduklarını hissetmeleri. Herkesin bir kez olsun böylesine bir deneyden faydalanmasının, kişisel gelişim ve ekip ruhu açısından yararlı olacağını düşünüyoruz.

Nedim Suri: Aşırı korku ve stres sırasında sağlık sorunlarıyla karşılaştığınız oldu mu? Olduysa nasıl önlemler aldınız?

Çağrı Atılgan: Evet oldu. Öyle bir durumda hemen oyunu bitirip, yakınımızdaki hastane ile iletişime geçiyoruz. Zaten en başta müstakbel oyuncularımızı, oyuna internet üzerinden veya telefondan rezervasyon yaptırdıkları an itibari ile sözlü ve yazılı olarak, herhangi bir sağlık sorunu varsa oyuna girmemeleri konusunda uyarıyoruz. Fakat önlemimiz bununla bitmiyor. Evimizin tüm odalarını kamera sistemi ile izliyor ve dinliyoruz. Oyun içerisinde bir oyuncunun normalden farklı davrandığını gördüğümüz an oyunu koşulsuz olarak bitiriyoruz. Ayrıca tüm ekibimiz ilk yardım bilgisine sahip olmakla birlikte, en küçük panik belirtisinde bile derhal sağlık kuruluşunu haberdar ediyoruz. Ayrıca herhangi bir sağlık sorunu olmasa dahi oyunu bitirmek ya da oyundan çıkmak istediklerine dair bize herhangi bir işaret ya da sözlü bir bilgi verdikleri takdirde de asla oyunu devam ettirmiyoruz.

Nedim Suri: Eğer bu bir sır değilse, bizimle bir oyununuzun hikayesini paylaşabilir misiniz?

Çağrı Atılgan: Bir sır değil elbette. Kısaca şöyle: Araştırmacı Gazeteci Atilla Aydın, bu köşk hakkında duyduğu haberler doğrultusunda araştırma yapmak, gerçekleri kendi gözüyle görmek ve kaydetmek amacıyla köşke girer ve bir daha ondan haber alınamaz. Oyuncuların görevi ise bu köşkün gizemini çözmek ve Araştırmacı Gazeteci Atilla Aydın’ın başına neler geldiğini bulmaktır. Tabi ki hiçbir şey o kadar da kolay olmayacaktır. Ortadan kaybolan gazetecinin başına her ne geldiyse, oyuncuların da başına gelmeyeceğinin garantisi yoktur. Başarılı olmak için ekipçe birlikte hareket etmek, doğru zamanda doğru kararları almak, görev paylaşımlarını iyi yapmak zorundadırlar. Gerçek hayatta nasıl bir felaket anında insanlar koşulsuz olarak birlikte hareket etmeye başlıyorlarsa, aynen bizim oyunumuzda da ekip ruhundan asla kopmamaları gerekir. Yoksa…!

Nedim Suri: Oyunlarınızın öğretici eğitici bir yanı var mı?

Çağrı Atılgan: Tabi var. Aslına bakılırsa şifrelerin bazıları, matematik ve bulmaca zekasını geliştirmek için eğitici yönler taşımaktadır. İlk kez korku evine giden biriyle, defalarca korku evini ziyaret etmiş biri arasındaki sosyal beceri ve problem çözme yetisi arasındaki fark, bariz bir şekilde belli olur. Mantık, matematiksel düşünme, dikkati toplama gibi birçok fayda görürsünüz. Ayrıca oyun sırasında sadece korku, stres, gerilim gibi duygular hissetmez, arkadaşlarınızın bu durumlardaki davranışlarını izlerken keyif de alırsınız. Unutmayalım ki korku evleri tek kişilik bir ziyaret alanı değil, ekip olarak oynanan bir oyundur. İşte bu kısım, korku evlerinin en önemli eğitici alanıdır. Sosyal hayatta birlikte hareket etme, birlikte mücadele etme ve hep beraber sonuca ulaşıp, yine hep beraber başarıyı kutlama davranışı, sosyal gelişimin pratikteki eğitim alanı olarak düşünülebilir.

Nedim Suri: Dark İstanbul okurları için bir cümle ile Karanlık Köşk’e neden gelmeleri gerektiğini söyleyebilir misiniz? 

Çağrı Atılgan: Gerilmiş sinirlerin ve zihin kaosunun sonundaki kahkaha tufanına bekliyoruz. Bu hazzı mutlaka yaşamalısınız! Kahkahalarla korkacaksınız!

Nedim Suri: Karanlık Köşk bizlere ne vaat ediyor? Detaylı olarak anlatabilir misiniz?

Çağrı Atılgan: Öyle bir deneyim yaşayacaksınız ki, bitmeyen 1 saatin sonunda, ekip arkadaşlarınızla, belki de yıllarca üzerinde konuşup, gülebileceğiniz anılarınız olacak. Dahası, normal hayatta sakladığımız tüm korkularımızla yüzleştiğinizi arkadaşlarınızdan saklayamazken, onların da yüzleşmelerine tanık olacaksınız. Egolarından sıyrılmanın dayanılmaz hafifliğini vaat ediyoruz aslında. Hadi gelin!

 

Yorum (0)


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. zorunlu alanlar işaretlendi *